İndirim!

İmam Muhammed Bakır Kitabı

70,00  60,00 

Prof. Dr. Haydar BAŞ’ın kaleminden İmam Muhammed Bakır Kitabı

Kategoriler:

Açıklama

İmam Muhammed Bakır

İmam Muhammed Bakır (a.s.) nasp edilmiş imamların beşinci sidir.
Her imamın üstün bir vasfını ifade eden, öne çıkan bir yönü vardır ki, bu vasfı ile anılır. imam Ali (a.s.), Aliyyü’l Murtezâ’dır; İmam Hasan(a.s), İmam Hüseyin(a.s) şehittir; İmam Zeynelâbidin(a.s.), Seccad’dır; İmam Cefer(a.s.), Sadık’tır ve İmam Muhammed b. Ali de, Bakır’dır (a.s.). Bakır, kitabın içinde izahını geniş şekilde bulacağınız gibi, ceddi Hz. Peygamber(s.a.v) tarafından kendisine konulmuş bir lakaptır. “ilmi yaran” demektir.
İmamların vasıfları sıralanırken, bir imamın ilmi, diğer imamdan aldığına değinilir. Her imam aslında aynı ilme sahiptir Ancak İmam Muhammed Bakır (a.s.) dönemine kadar gizli olarak ve sınırlı kişilerle paylaşılan bu ilim, onun döneminde büyük Ehl-i Beyt mektepleri ile binlerce insana ulaştırılmıştır. “İlmi yarmak” bu manadadır.
Sünni ve Ehl-i Beyt kaynakları hemfikirdir ki, Ehl-i Beyt imamlarının hiç birisi bir öğretmenden ilim görerek sahip olduğu ilme vakıf olmamışlardır.
Hurman, Ebu Cafer’den(a.s.) (Muhammed Bakır) şöyle rivayet etmiştir:

“İmam’a halkın arasında, Ümmü Seleme’ye mühürlü bir mektubun verildiğine ilişkin bir takım söylentilerin dolaşımı ve bunların doğru olup olmadığını sordum.
Buyurdu ki: ‘Resûlullah (s.a.v.) vefat edince ilmi, silahı ve orada bulunan eşyaları Ali’ye (a.s.) miras kaldı. Bunlar daha sonra Hasan’a(a.s.)geçtiler. Onun ardından da Hüseyin’e(a.s.) geçtiler. Ele geçirileceğimizden korktuğumuz zaman, bu emanetleri Ümmü Seleme’ye emanet bıraktık. Bundan sonra bunları Ali b. Hüseyin(a.s.)(Zeynelabidin) geri aldı.’

Dedim ki: ‘Evet, daha sonra babana, sonra da sana mı geçti?’
İmam, ‘Evet’diye buyurdu.”
Yani, on iki imamın tamamı Resûlullah’tan (s.a.v.) İmam Ali’ye
(a.s.) miras kalan emanetlerin ilmine sahiptir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), sağlığında, Kedisinden hadis yazım işini sadece İmam Ali’ye (a.s.) has kılmıştır. O’nun rıhletinden sonra imam A.i (a.s.), “Hz. Ali’nin Kur’anı” olarak ifade edilen, Peygamber zamanındaki haliyle Kur’an sayfaların, tekrar yazmıştır. Yine, imam Ali’nin (a.s.) yazdığı “Câmiâ”, “Cifir” ve “Hz Fâtıma’nın Mushafı” –ki bu Mushaf, Allah’ın Hz. Fatıma’ya bir melek tarafından gelecek ile ilgi haberleri aktarması sonucu oluşmuştu- Ehl-i Beyt’in ilim kaynaklandır. Her imam aynı ilim aktarmış ancak içinde bulunduklar, şartlara göre bunu aktarmaları sınırlı bir şekilde olmuştur.
Emevi zulmünün ve dindeki sapmalarm had safhaya utastığı, İslam dışı akımların ortaya çıktığı İmam Muhammed döneminde,
salih bir cemaatin oluşturulması, Kur’an’ın ve islamî ölçülerin muhafazası işte bu Ehl-i Beyt kaynakları ile sağlanmıştır.
Her imam birbirinden değildir. Ancak, imam Muhammed Bakır (a.s.), Resûlul ah’ın (s.a.v.) selamına muhatap olmuş ve O’nun
mirasını geniş kitlelere ulaştırmayı başardığı için ayrı bir yere sahiptir.
Ehl-i Beyt kaynakları O’ndan ve oğlu İmam Câfer’den (a s ) gelen hadislerle şekillenmektedir. Pek çok Sünni âlim döneminde ondan ders almış, ilminden istifade etmiştir.

Bizde eserimizde konu başlıkları içinde, hadislerine geniş bir
şekilde yer verdik. Ayrıca eserin son bölümlerinde yine hadis külliyatından örnekler aktardık.
Prof. Dr. Haydar BAŞ
Trabzon/Aralık,2011